Afilli Aşk'ın Volkan'ı Serkay Tütüncü: Kadını tavlamaktansa, tavlanmayı tercih ederim

Afilli Aşk'ın Volkan'ı Serkay Tütüncü: Kadını tavlamaktansa, tavlanmayı tercih ederim

Afili Aşk’ yazın en izlenen dizilerinden biri oldu. Başlarken dizinin bu kadar tutacağını tahmin etmiş miydiniz? 

Açıkçası hissetmiştim. Daha birinci bölümü okuduğumda klişe romantik komedinin dışında bir hikaye olduğunu gördüm. Özellikle kadın karakterin hikayesinin yorumlanış şeklini, benim canlandırdığım Volkan karakterinin enerjisini çok sevdim. Ve bu projenin içinde olmak istedim. 

Sizce seyirci bu işi neden bu kadar sevip sahiplendi? 

Başrol oyuncularının enerjisi çok önemli oluyor ama beraberinde yan karakterlerin hikayelerinin de güçlü olması gerekiyor. Sadece başrole yüklenmemek gerekiyor. Öyle olunca da her sahneyi kendi içinde başka bir heyecanla izliyor seyirci. En azından ben öyle izliyorum. Seyirci de böyle hissediyor ki bu kadar güzel sonuç aldık. 

VOLKAN’I OYNARKEN SERKAY’IN ESKİ HALİNE DÖNÜYORUM 

Kerem’in suç ortağı Volkan rolündesiniz. Volkan bana gerçek hayatta Serkay Tütüncü ile taban tabana zıt bir karakter gibi geliyor… 

O kadar zıt değil aslında. Tabii ki Volkan daha hareketli ve hayatın her noktasında zevk almayı, kendini mutlu etmeyi bilen biri. Benim daha pesimist yanlarım vardır. Volkan daha enerjik. Büyük farklarımız var ama bir yandan da benim altı-yedi yıl önceki halime benzetiyorum onu. O yüzden Volkan’ı oynarken Serkay’ın eski haline dönüyorum bazen. 

Sizin kendinizde zaaf olarak gördüğünüz neler var? 

Duygusalım biraz, hatta fazla duygusalım.

İzmirli olmaya çok önem atfediliyor. Siz de İzmirli’siniz. Ne ifade ediyor size İzmir? 

Muhteşem bir şey! Biri “Ben İzmirliyim” dediği an enerjim değişiyor. Genelde de o insanlar gerçekten çok sevdiğim insanlara dönüşüyor. Biz İzmirliler biraz akışta yaşarız. İstanbul’da herkesin çok isteyip yapamadığı bir şey. Para yok, çaba yok, hırs yok. İzmir öyle bir yer. Ama bu da handikapa dönüşebiliyor bazen. Fazla rahatlık da iyi değil. Hiç üretmediğini fark ediyorsun bir süre sonra. Ama şunu biliyorum, bir gün yeniden dönüp yaşayacağım yer İzmir. 

Eleştiri karşısında tutumunuz ne? 

Ne yönde eleştirdikleri çok önemli. Oyunculuksa söz konusu olan onu zaten ben de eleştiriyorum. Tüm çabam ve adımlarım daha iyisini yapabilmek üstüne çünkü. Sürekli kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Dışarıdan o kadar duygusal durmuyorsunuz…

Yok, gerçekten çok duygusalım. Çok yazı yazarım mesela kendi iç dünyama dönük. İleride bir kitap çıkarmayı da çok istiyorum. Özellikle son altı yedi yıldır, kendimi tanıdıkça ve sanırım biraz yoganın da etkisiyle çok dökülmeye başladım. Unutmamak için de her şeyi kaydediyorum. Sonra yazıya döküyorum. 

Fazla duygusal olmanızın zararını gördünüz mü hiç? 

İçinde bulunduğum sektörde, iş tercihlerimde zaman zaman tamamen duygusal bakarak hareket ettiğim için yanlış kararlar verdiğim oldu. Ama çok büyük zararını gördüm de diyemem. 


Daha Fazlasını Görmek İçin Tıklayın